sohbet siteleri

Buldan’dan ağır sözler

Dün hayatını kaybeden eski OHAL valisi Kozakçıoğlu’nun ardından BDP’li Pervin Buldan çok sert konuştu.

Dün intihar ederek yaşamına son veren eski OHAL valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun ölümü gündeme bomba gibi düştü.

Sosyal medyada oldukça yankı bulan ölüm için milletvekilleri de üzüntülerini dile getirdiler. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ise twitter’da hayatını kaybeden vali için oldukça sert konuştu.

 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Alkol yasağını böyle savundu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan ‘alkol yasağı’yla ilgili de açıklamalarda bulundu ve “Çocukların gece gündüz içip kafa kıyak dolaşmasını istemiyoruz” dedi.İşte Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları:

ALKOL DÜZENLEMESİ

Dün gece sabah saat 7’ye kadar süren alkolle tütünle uyuşturucuyla ilgili bir yasal düzenleme yaptık. Ve bu yasal düzenleme ile ilgili MHP’nin desteği CHP’nin ise kösteği vardı.

Neler söylüyorlar neler. ‘Siz Türkiye’de alkolü yasaklıyorsunuz’ diyorlar. Biz Türkiye’de alkolü yasaklamıyoruz. Anayasanın gereğini yapıyoruz. Ve bunu yaparken de camiye, eğitim kurumlarına yüz metre mesafede olması gerekir. Ve reklamını yasaklıyoruz. Neden? Bir devlet insanını kötü alışkanlıklardan koruyacak…

Bu ilk defa Türkiye’de yapılmıyor. ABD’de Avrupa’da da örnekleri var bunun… İçebileceğiniz yerler bunlar da belli. Hele hele bir tanesi çıkmış ‘Bunlar Tekirdağ’ın ismini de unutturmak istiyor’ diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi. Nerden bulmuşlar bunları böyle. Özel sipariş versen bulamazsın. Kimlerle uğraşılıyor görüyorsunuz değil mi?Biz ufacık çocukların gece gündüz içip kafa kıyak dolaşmasını istemiyoruz. Uyanık olacak. Bilgiyle doluş olacak. Malatya vekillerinden biri ayran getirin diyor. Ayrana çok hasretsen özel misafirim ol sana getiririm. Ama unutma anan da, ninen de hep ayranla büyüdüler. Zaten şair de öyle diyor: “Unuttu ayranı matuda döndü kör olası.”

“27 MAYIS ÇOK ACI BİR HADİSE”

27 Mayıs müdahalesi yaşanmış, olmuş bitmiş tarihte kalmış bir hadise değil bugünü de geçmişi de etkileyen çok acı bir hadisedir. Tek parti CHP idaresinde Türkiye çok büyük acılar yaşadı, çok büyük bedeller ödedi. Ben o zaman yoktum ama inceleyince okuyunca neler olduğunu anlamak mümkün oluyor.

İdareciler o zaman milletin iyi ve kötüyü ayırt edemeyeceğine inanıyordu. Millet iradesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktu. 1950 seçimleri milletin bu zulme karşı başkaldırısı şeklinde tezahür etmiştir. O zamanlar CHP il başkanları o illerde valilik yapıyordu. Hangi demokraside bu kabul edilir? 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de ve 28 Şubat’ta milleti ve demokrasiyi hizaya getirmek içim müdahaleler yapılmıştır. 27 Mayıs ruhu Ak Parti’nin 10 yıllık iktidar döneminde defalarca hatırlatılmak istenmiştir.

“ACEMİLİK İÇİNDE”

Muhalefet şu anda çok büyük bir çaresizlik yaşıyor. Hiçbir politika üretmiyorlar. Hiçbir plana sahip değiller. Sandığın dışında yol arayanlar bu ülkede artık başarılı olamazlar. 2010 yılında CHP’de bir kaset skandalı yaşandı. Dönemin genel başkanı gitti. 22 Mayıs 2010’da şu andaki genel başkan o makama geldi. Daha genel başkan olmadan mevcut genel başkanı ziyaret etti ve evinden çıktığı andan itibaren yalan söylemeye çark etmeye başladı.

Sordular “ben aday olmayacağım” dedi. Hemen eresi günü ‘adayım’ dedi. Arka arkada defalarca çark etti. İki seçime girdi birinde oy bile kullanamadı. Her iki seçimden de başarısızlıkla çıktı. Acemi dedik zamanla öğrenir dedik. Aradan üç yıl geçti ama bir arpa boyu dahi yol kat edemedi. 22 Mayıs’ta kürsüye çıktığında nasıl bir acemilik şaşkınlık içindeyse şimdi de öyle.

“TÜRKİYE’YE ZARAR VERİYOR”

Biz böyle bir aceminin CHP’nin başında olmasını büyük bir şans olarak gördük. Bu zat orada olduğu sürece AK parti her seçimden zaferle çıkar. Ama iş öyle bir hale geldi ki bu zat sadece CHP’ye değil Türkiye’ye de zarar vermeye başladı. Avrupa Parlamentosunda ne hallere düştüğünü gördük. CHP’nin genel başkanı da olsa Türkiye’nin bir siyasi partisinin bu hallere düşürülmüş olması üzüntü vericidir.

“CHP’NİN HATIRA FOTOĞRAFLARI VAR”

En son AP’de kendi ülkesinin başbakanını ağza alınmayacak ifadeler kullandı ve gülünç duruma düştü. AP Sosyalist Grup Başkanı dahi buna dayanamadı ve randevu vermedi. Bu zata sadece zavallı gözüyle bakmadılar ve son derece haklı olarak odalarının kapısından geri çevirdiler. Yargıda bu ahlak dışı durumun hesabını da sonuna kadar soracağız. Çıkıp Esed’le Erdoğan arasında ton farkı var diyor. CHP’nin Esed’le hatıra fotoğrafları var.

Size elçilik edenler Reyhanlı olayının planlayıcıları. Şimdi bu genel başkan çıkıp bizi ahlaksızca ve terbiyesizce bizi Esed’le kıyaslıyor. CHP zalim bir diktatörün tarafını tutmuştur. Milletle irtibatı olmayanlar Silivri’yle, DHKP-C’yle yetmedi Esed’le irtibat halinde olmuşlardır.

“REYHANLI’DAKİ SALDIRI ÖNLENEMEMİŞTİR”

Hem kendileri hem yandaşları Reyhanlı hadisesi üzerinden kışkırtma yapmak için canla başla mücadele ediyorlar. Çaresizlik içindeki CHP genel başkanı son dal olarak kışkırtma dalına tutundu. Güvenlik güçlerimiz ve istihbarat birimlerimiz son derece koordineli biçimde görevlerini yürütüyorlar. Reyhanlı’da saldırı maalesef önlenememiştir ancak onlarca eyleme gerçekleştirilmeden engel olunmuştur. Vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. Muhalefetin mezhep temelli kışkırtmalarına asla prim vermeyin. Üç yüz bin ülkemizde mülteci var. Biz muhacir bir neslin torunlarıyız ama aynı zamanda biz Ensar bir neslin torunlarıyız.

Unutmayın şu anda Esed’in zulmünden kaçan muhacirlerle benim Reyhanlı’daki kardeşlerim Ensar görevini yapmalıdır. Onları suçlu olarak görmemeli onlara evlerini açmalıdır. Oradaki Suriyeli kardeşlerimiz evlerinden dışarı çıkamıyorsa başta şahsım olmak üzere Reyhanlılı kardeşlerim kendilerini şöyle bir masaya yatırmalıdır. Reyhanlılı kardeşlerim kucaklarını açmalı bu provokatif eylemlere asla prim vermelidir. Yarın inşallah Reyhanlı’ya gideceğim başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi yüz yüze ileteceğim.

ABD GEZİSİ

Buradan milletime sesleniyorum. CHP Genel Başkanı diyor ki ‘yanında dışişleri müsteşarı yok.’ Ya sen ne kadar zavallısın. Bize orada üçe üç toplantı yapıyoruz. Benim yanımda Dışişleri Bakanım ve MİT Müsteşarım var. Ya sen ne biçim siyaseti yapıyorsun. Ya sen ne cahilsin ya. Neymiş Dışişleri Müsteşarı yokmuş. Ya Dışişleri Bakanı’nın kendisi var. Ne zaman öğreneceksin sen bunu. Genel müdürlükten şu siyasete bir terfi et ya. Ama görünen o ki olamayacak. Olsun olsun. Bu AK Parti’ni iktidar ömrünü 2023 ve ilerisine taşıyacak bir süreçtir.

BAHÇELİ’YE ELEŞTİRİ

MHP Genel Başkanı’nın mahcubiyet içinde susması gerekirken IMF ve dış borçlar konusundaki pişkince konuşmaları dikkatimden kaçmadı. 1998 yılı sonunda Türkiye’nin IMF’ye borcu 400 milyon dolar. 99 yılı sonunda 970, 2000 yılı sonunda 4 milyar 800 milyon dolar. Biz iktidara gelmeden 17 milyar dolara ulaşmış. Biz iktidara geldiğimizde 23,5 milyar dolara çıkmış. Yani Devlet Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu hükümet IMF borcunu 400 milyon dolardan devralıp bize 23,5 milyar dolara olarak devretti. Türkiye’nin IMF’ye borcunu ödemesi karşısında Devlet Bahçeli’nin sevinmesi gerekirken rakam kalabalığıyla, biliyorsunuz onun rakam kalabalıkları vardır, işi geçiştirmeye çalışıyor. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Vekiller birbirine girdi

TBMM Genel Kurulu’nda, AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri arasında arbede yaşandı. CHP milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da yasaklarla ilgili konuşurken şekilden şekile girdi.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, alkol ile ilgili düzenlemeleri de içeren ve “temel kanun” olarak görüşülen teklifin ikinci bölümü üzerinde partisinin verdiği önerge üzerinde konuştu.

Gök, 18 saattir kurallara aykırı olarak çalıştıklarını savunarak, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na, “Bu yaptığınız çalışma sağlığa aykırı” diye seslendi.

Gök’ün, “Böyle bir kepazelik olmaz. Ne konuştuğunuzu bilmiyorsunuz, yasayı bilmiyorsunuz, hiçbir önergeyi okumadan elinizi indirerek kaldırarak oylamalara katılıyorsunuz ve kendinizi milletvekili zannediyorsunuz. Siyaset kurumunu ayaklar altına alıyorsunuz. Siyaset kurumu ahlaka dayanır ama bu sizde yok. Nasıl insanlarsınız böyle” sözleri, AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri arasında gerginliğe neden oldu.

Gök’ün bu sözleri üzerine, AK Parti’li milletvekilleri kürsüye yürüdü. CHP’lilerin de kürsüye doğru yönelmesiyle AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri karşı karşıya geldi ve arbede yaşandı.

Zaman zaman itişmelerin yaşandığı Genel Kurul’daki gerginlik uzun süre devam etti. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi.

AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri arasındaki gerginlik sürdü. Tartışmaya MHP’li milletvekilleri de katılarak AK Parti’lilere tepki gösterdi.

Bu sırada, AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri, birbirlerine karşılıklı olarak hakaret içeren sözler söyledi. Arbede sırasında arada kalan CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, milletvekili sırasına oturarak bir süre dinlendi. Aslanoğlu’nun salondan çıkarken ayağının aksadığı görüldü.

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, olay sırasında 7-8 AK Parti’li milletvekilinin kendisine ve Aslanoğlu’na tekme attığını iddia etti.

-Gök’e kınama cezası istemi- CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, teklifi görüşme imkanı olmadığını savunarak, görüşmelerin sonlandırılmasını önerdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, “En sert eleştirileri yapıyorlar. Buna kimsenin itirazı olamaz ama hiç kimsenin hakaret etme hakkı yoktur. Buna karşı tepkimi ortaya koyuyorum. Hiç kimse AK Parti Grubu’na hakaret edemez” dedi.

Canikli, CHP’li Gök’e kınama cezası verilmesini istedi.

Yeniden söz alan Hamzaçebi, “Elbette milletvekillerinin yaralayıcı bir üslup kullanmaması gerekir ancak bir milletvekilinin yaralayıcı, kırıcı bir üslup kulanmış olması, milletvekiline, muhalefet partisine saldırma, tekmeleme hakkını vermez. Sayın Canikli, siz kalkıp kürsüye yürüyorsunuz. Grup başkanvekilinin görevi, grubunu yakıştırmaktır. Kınıyorum bu tutumu” diye konuştu.

Hamzaçebi “Yasanız size hayırlı olsun” diyerek, CHP’li milletvekilleriyle Genel Kurul’dan ayrıldı. CHP’li Özel, Genel Kurul’dan ayrılırken “tekme atan kalleşlerin hepsini kınıyorum” diye bağırdı.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yoktur. 15 saattir çalışıyoruz. Buna fiziğin, psikolojin tahammül etmesi mümkün değil. Dolayısıyla bu sonuç doğaldır. Bunun bir daha yaşanmaması için tedbir almak mecburiyetindeyiz, yoksa burada çok daha kötü şeyler olabilir. Sayın Canikli’nin bu tepkisini doğru bulmuyorum. Grup başkanvekilleri olarak her şeyden önce gruplarımıza sahip olmak durumundayız.” Genel Kurul, teklifi yasalaştırmak için 17 saat mesai yaptı.

TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, teklifin yasalaşmasının ardından, saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

538 vekile fark attılar!

ORC araştırma şirketinin 15-21 Mayıs tarihleri arasında yaptığı son ankette Türkiye’nin en başarılı 10 milletvekili soruldu.

13 bin 680 denekle Türkiye’nin 81 ilinde yapılan ankete yer alan en başarılı 10 milletvekili listesinde 4 AK Partili, 3 CHP’li, 2 MHP’li ve 1 de BDP’li milletvekili var.

İşte kabine üyelerinin araştırma dışında tutulduğu ORC anketine göre Meclis’in en başarılı 10 milletvekili…

Gürsel Tekin CHP %65,0
Nihat Zeybekçi AK PARTİ 61,3
Muharrem İnce CHP 60,6
Lütfü Türkkan MHP 58,5
Hüseyin Tanrıverdi AK PARTİ 56,7
Oktay Vural MHP 55,0
Nurettin Canikli AK PARTİ53,8
Turgay Develi CHP 53,2
Ahmet Edip Uğur AK PARTİ 52,0
Sırrı Sakık BDP 51,2

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gülen’le ne konuştu?

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ABD’de Fetullah Gülen ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını anlattı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Amerika ziyareti sırasında yaptığı Fetullah Gülen ziyaretiyle ilgili “Fevkalade iyi bir görüşme oldu. Bize çok büyük iltifatlarda bulundu. Dostane karşıladı, geçmiş dostluğumuzun hiç eksilmediğini, belki arttığını gördük, hükümetimizle, Sayın Başbakanımızla ilgili düşünceleri de müspet. Daha başarılı olmamızı, daha çok temkinli ve dikkatli olmamızı, hem çevremizdeki, bölgemizdeki olaylarda hem dünya politikasında hem de bazı konularda hassasiyet göstermemizi istiyor” dedi.

Arınç, TRT Türk’te canlı yayına katılarak, soruları yanıtladı.

Gülen’i 1975 yılından beri tanıdığını dile getiren Arınç, “O günden beri kendisine çok büyük bir saygım ve sevgim var” diye konuştu.

Arınç, Gülen’in o yıllarda Edremit’ten Manisa’ya vaiz olarak atandığını, kendisinin de burada avukatlık yaptığını dile getirerek, onun vaazlarını, sohbetlerini, konferanslarını hiç aksatmadan takip etmeye başladığını, çok beğendiğini ve sevdiğini vurguladı.

“Çok ihlaslı bir mümindi. Konuşmaları çok etkiliydi, çok bilgiliydi, etrafında güzel dostlar vardı. Biz, bu süreç içerisinde kendisini yakinen tanıdık. O da bizi sevdi. Öyle düşünüyorum” diyen
Arınç, şöyle konuştu:

“Hatta o zaman bekardım, annemle birlikte kalıyordum. Annem rahmetli kendi elleriyle yemek hazırlar, cuma günleri vaazdan sonra kendisini alır evimize davet ederdik. Bir küçük dost grubuyla birlikte yemekler de yerdik. Ondan sonra İzmir’e gittiler. İzmir’deki çalışmalarını yakinen takip ettim. Daha sonra zaten Hoca Efendi’nin hizmetleri büyüdü. Kendisini sevenlerin halkası genişledi. Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada kendisinden bahsedilmeye başlandı. Şüphesiz 28 Şubat sürecinde de çok büyük sıkıntılar oldu. Kendisine büyük iftiralar atıldı. Şahsı, davası, hizmeti, çilesiyle ilgili birbirinden kötü yalanlar ve iftiralarla cezaevleri yolları gösterildi, davalar açıldı, örgütle suçlandı, laikliğe aykırı suçlar işlendiği ifade edildi. O davalar sırasında da kendisini yakinen tanıdım. O zamanlar milletvekiliydim. Her aşamada kendisini destekleyen, kendisinin böyle suçları işlemediğine gönülden inanan bir insan olarak şahsım ve milletvekili sıfatımla da destek olmaya çalıştım. O davaların hepsi hamdolsun ki beraatle sonuçlandı. Yargıtay’dan geçti, kesinleşti. Fakat o zorlu süreçte Amerika’ya gitmek zorunda kaldı. Hem hastalığının tedavisi hem de Türkiye’deki bu rahatsız edici ortamdan belki biraz olsun uzaklaşabilmek düşüncesiyle.”

Hükümetle arasında sorun olduğu söylentileri

Gülen cemaatiyle hükümet arasında bir sorun olduğu söylentileri, haberlerinin kamuoyuna yansıdığı ifade edilerek, ziyaretin bununla bir ilişkisi ve görüşmenin siyasi bir boyutunun olup olmadığının sorulması üzerine Arınç, Başbakan Erdoğan’ın, bu konuda kendisine vekaleten bu ziyaretin yapıldığını söylediğini bildirdi.

“Bana sorsalar ben de söyleyecektim bu ziyareti yaptığımı” diyen Arınç, ancak içerik konusunda bilgi vermediğini ifade etti.

Arınç, “Bu ziyaret hemen hemen 40 yıldan beri kendisini seven, sayan, dualarından eksik etmeyen bir insanın bir yüzünü görebilmek, duasını alabilmek için eşimle yaptığım bir seyahattir, ziyarettir. Özellikle kendi şahsıma asaleten olduğunu söylemeliyim” ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan’ın da selamlarını, sevgilerini, iyi dileklerini iletmesini istediğini belirten Arınç, “(Bizden bir emirleri olur mu bir tavsiyeleri olur mu? Onu da öğren) dedi. Şüphesiz, son zamanlarda çok fazlasıyla speküle edilmiş, bazı konular üzerinde yazılıyor, çiziliyor. Bunları belki kendisine birinci ağızdan sormak, o konularda bir önerisi bir tavsiyesi varsa, veya bizim farkında olmadığımız herhangi bir yanlışımız varsa bu konularda da bizi aydınlatmasını rica etmekti” dedi.

Arınç, Fetullah Gülen’le yaklaşık 3 saate yakın birlikte olduklarını belirterek, kendilerine ikramlarda bulunulduğunu ve Türkiye’yi, dünyayı konuştuklarını dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, “Hükümetle bir sorun var mı?” yönündeki soru üzerine, “Bunlar bence basit sorular. Sadece belli köşe yazarlarında veya belli siyasetçilerde hükümetle camia arasında veya cemaat arasında bir soğukluğun, bir çekememezliğin, hatta bir rekabetin olduğu söyleniyor. Ben bunları kesinlikle reddediyorum” değerlendirmesinde bulundu. Arınç, şunları söyledi:

“Bir defa Hoca Efendi’nin şahsını iyi tanımadıklarından veya onun hizmetini layıkıyla bilemediklerinden bu tür sorular soruyorlar. Hoca Efendi’yi, bir siyasi partinin kalıpları içerisine koymak veya onun hizmetlerini bir hükümetle aynı noktaya getirmek doğru değil. Hoca Efendi bana göre siyaset üstü bir insan. Siyasete ilgisiz değil. Ama onu bir partinin dar kalıpları içerisinde veya hükümetin her yaptığını ‘A ne kadar güzel, aferin’ diyecek bir yaratılışta düşünmemek lazım. Bizden daha iyi görebiliyor, daha iyi değerlendirebiliyor. Arada dolaşıp giden fazla laflardan uzak kalmak gerektiğini biz de o da ifade ediyoruz. Eğer arada bir haber gelmişse veyahut da bizi izan edecek edecek herhangi bir şey varsa, bunu doğrudan ilişki kurmak suretiyle rahatlıkla öğrenebileceğimizi veya bir yanlış varsa düzeltebileceğimizi ifade ettim. O da bunlardan çok memnun oldu. Çünkü öyle bir Türkiye’de ve dünyada yaşıyoruz ki herkes her lafı götürüp dağıtabilir.”

“AK Parti’li Fetullah Gülen beklemiyoruz”

Arınç, “Benim düşünceme göre de Tayyip Bey’in, Başbakanımızın düşüncesine göre de hiçbirimiz bir AK Parti’li Fetullah Gülen beklemiyoruz ve bunu istemiyoruz. O, hemen hemen bütün partilerin, bütün siyasetle ilgilenenlerin ve Türkiye’de 75 milyonun insanın vicdanı olarak doğruları söyleyen, doğruları tavsiye eden, muhalefetle bile iyi bir üslup ve nazik bir ilişkiyle alaka kurmak isteyen bir yapının içerisinde. Kendi açımızdan bakarsak bizimle ilgili hiçbir sorun görünmüyor. Bunu ben rahatlıkla ifade ederim. Ama çok özel konuları tabii hocamızın izni olmadan buralarda konuşmamız doğru değil” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şöyle dedi:
“Fevkalade iyi bir görüşme oldu. Bize çok büyük iltifatlarda bulundu. Dostane karşıladı, geçmiş dostluğumuzun hiç eksilmediğini, belki arttığını gördük, hükümetimizle, Sayın Başbakanımızla ilgili düşünceleri de müspet. Daha başarılı olmamızı, daha çok temkinli ve dikkatli olmamızı, hem çevremizdeki, bölgemizdeki olaylarda hem dünya politikasında hem de bazı konularda hassasiyet göstermemizi istiyor. Onları tek tek not ettik. Sayın Başbakanımıza da kısmen aktardım. Ama daha geniş görüşme imkanı da en kısa zamanda bulacağım.”

“Türkiye’ye dönüşle ilgili herhangi bir diyalog yaşandı mı?” yönündeki soruya Arınç, Başbakan Erdoğan’ın, katıldığı bir programda, Gülen’in Türkiye’ye dönüşünü büyük bir özlemle beklediklerini ve bundan mutlu olacağını söylediğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Hem Sayın Başbakanımızın arzusu hem de kendi şahsi düşüncem olarak artık maddi manevi hiçbir engel kalmadı. ‘Hepimiz sizleri çok özledik. Türkiye’ye gelseniz hem bu tür belki dedikoduların da büyük ölçüde önüne geçilmiş olur.’ Tebessüm etti. Vatan hasretiyle memleket hasretiyle gurbet hasretiyle yanan bir insan. Özel odasındaki hediyelere bakarsanız bunların vatan topraklarıyla dolu kaseler olduğunu bile görebilirsiniz. Türkiye’yi çok seviyor, memleketine çok bağlı ama belli sebeplerle bir süre daha herhalde orada kalmayı düşünüyor. Şu anda gelmesinin muhtemel olmadığına inanıyorum.”  

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BDP’den küstah benzetme

TBMM Çözüm Komisyonu’nun dünkü toplantısına, BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun ve BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Atatürk ve Öcalan’a ilişkin sözleri büyük tepki çekti.

BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, Öcalan eleştirisine peygamber benzetmeli savunma yaparken, BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy da “Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşmasaydı Atatürk terörist ilan edilirdi” dedi.

ÖCALAN OLMADAN SİSTEM BİR ARADA TUTULAMAZDI

Komisyonun dün dinlediği akademisyen Nihat Ali Özcan, sürece ilişkin değerlendirmede bulunurken, “Kişisel kanaatim, Öcalan’ın kişiliği üzerinden toplumun büyük bir kısmında bir itiraz var. Dolayısıyla onun figür olarak resimde ön plana çıkıyor olması hükümetin hareket anlamını ciddi anlamda kısıtlıyor. En önemli sorunlardan biri. Öcalan olmaksızın sistemi bir arada tutarak götürmek ya da belli aşama kaydetmek teknik olarak mümkün değil” dedi.

‘KÜRT HALKININ TEMEL DİREĞİ ÖCALAN’DIR’

BDP’li Zenderlioğlu, Özcan’a, “Objektif olarak gerçekleri görmek gerek. Kürt halkının yeniden yaratılmasının temel direği Sayın Öcalan’dır. Yıllardır televizyonlara çıkıyorsunuz halen bunu nasıl keşfetmemişsiniz anlamıyorum” diye itiraz etti. Ak Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, “Öcalan isminin öne çıkması bir kısımda antipatiyle karşılandığı için sürece zarar verebilir” deyince, Zenderlioğlu şöyle konuştu:

“Bugün 4 din dahil bir insanın Öcalan’dan rahatsızlık duyduğunu görmedim. Bazı insanların kaprisleri olabilir, doğaldır. Peygamberler dünyaya gelince herkes zorlanmıştır. Bir şeye önce kendisi inanır sonra da başkasını inandırır. Bugün her peygamber dünyaya gelince böyle yapmıştır. Dinini millete kabul ettirme düşüncesini deklare edince bir uğraş verilmesi gerekir, doğruluğunun ortaya konulması gerekir. Bu açıdan sıkıntı olabileceğini düşünmüyorum.”

‘ATATÜRK BİR TERÖRİSTTİ’

BDP’li Aksoy da PKK’lılara yönelik “terörist” ifadesinin kullanılmasına itiraz ederek, “Herkesi terörist görürseniz onunla oturup konuşamazsınız. Devleti sadece yönetmek yetmez, Kürtler ile diğer ilgili tarafların da yönetime katılması gerekir. Öcalan’ın pozisyonu budur. Türkiye bir ulusal kurtuluş savaşı verdi. Kürtler de başkaları da katıldı. Başarıya ulaştı çok da güzel oldu ama diyelim başarıya ulaşmasaydı, Atatürk bir teröristti, böyle ilan edilmişti. Biz bu hatadan kurtulalım. ‘Muhatabımız teröristtir, bu teröristi parçalayalım, kulağını keselim’ dersek iş yürümez” diye konuştu.

‘BİSMİLLAH DEYİP BAŞLAMAK GEREKİYOR’

Akdoğan da konuşmalarda karamsarlık sezinlediğini belirterek, “Bugünkü yapılan şey taktik, hamle, oyalama, sorunu bir şekilde idare etme hamlesi değildir, kökten çözüme ulaşmadır.” dedi. Akdoğan, “Çok karamsarlık aşılanmasını doğru bulmuyorum. Bir takım riskler sıkıntılar önümüzde var, bu sadece bu sorunun içindeki kesimler değil küresel güç çekişmeleri ve dengeleri… Burada sürece etki edecek pek çok faktör var. Karşılıklı güvensizlik olabilir, sabotajlar olabilir, önümüzde riskler var diye adım atmamak kendimizi yokluğa mahkum etmek başta yenilgiyi kabul etmektir. Bir yerden bismillah deyip başlamak gerekiyor, bu süreç de bunun bir parçası.” diye konuştu.

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Reyhanlı’ya gidemedi…

Hükümete yüklenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ”Sizin Suriye politikanız yok. Egemen güçlerin isteğine göre politika yaparsanız duvara çarparsınız” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın ABD ziyaretine ise, ”Reyhanlı’ya gidemedi, ABD’ye gitti” ifadesiyle tepki gösterdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

ERDOĞAN’IN ABD ZİYARETİ
”Dış politikada blöf olmaz. Kendi ülkenizin çıkarlarını savunursunuz. Geldiğimiz noktada kim kazandı? Düşmanlık kazandı. Kaybeden barış oldu.

Yasalara göre AKP hükümeti açıkça suç işlemiştir. Başka ülkelere terör elemanı göndermek için kendi topraklarını açmıştır. Kendisini ilk uyardığımızda 4 ölü vardı. Bugün Suriye’de 200 bin ölü var.

Sizin Suriye politikanız yok. Egemen güçlerin isteğine göre politika yaparsanız duvara çarparsınız. Erdoğan, Reyhanlı’ya gidemedi, ABD’ye gitti.

Silahlı müdahaleden bahsediyordu. ABD’de Obama; ‘Bir dakika… Ne silahlı müdahalesi. Bizim gündemimizde silahlı müdahale yok. Biz Suriye’nin bütünlüğünden yanayız, bölünmesinden değil’ dedi birinci taş düştü.

Giderken ‘Cenevre ipe un sermektir’ diyordu. Obama ‘Bir dakika ne konuşuyorsun. Biz Rusya ile anlaştık bir konferans düzenleyeceğiz bu sorunu çözmek için’ dedi.

Recep Tayyip Erdoğan toplantıdan çıktı ‘Görüşüm değişti ve gelişti’ dedi. Beyzbol sopasını görerek değişirsin tabii sen.

SWOBODA’YA CEVAP
Brüksel’deki toplantıda inandığımız şeyleri söyledik. Swoboda ile ortak basın toplantısı düzenledik. Swoboda ayrıldıktan sonra bir Türk gazeteci Erdoğan’ın bizi suçladığını söyledi. Ben de sizin gazetelerde okuduğunuz açıklamayı yaptım.

Erdoğan’ın Esad’dan farkı olmadığını arada sadece ton farkı olduğunu, benim CHP Başkanı olarak Esad’a kardeşim demediğimi kucaklaşmadığımı bir gecede de düşmanım demediğimi söyledim.

Toplantıdan sonra parlamentoda bize bir protokol odası ayrılmıştı. Bizim belli kişileri ziyaret etmemiz planlanmıştı. Saat 18 sıralarında protokol müdürü geldi. Swoboda ile görüşme planlanmıştı.

Swoboda’nın danışmanları kendisinin, Esad ile ilgili sözlerimden rahatsızlık duyduğunu söylediler. ‘Benim düşünce özgürlüğüme müdahale eden, rahatsızlık duyan birisiyle ben asla ve asla görüşmem’ dedim.

‘SEN KİM OLUYORSUN?’
Biz onlara şunu hatırlattık. Türkiye üçüncü sınıf bir demokrasiyi hak etmiyor. Sen kim oluyorsun da benim düşüncemden rahatsız oluyorsun? Ben hesabımı sana değil kendi milletime veririm.

‘DİKTATÖR DEMİŞİM ALINMIŞLAR’
Reyhanlı’da 51 kişi hayatını kaybetmiş. Reyhanlı’da ölenlerin hesabını kimden soracağız? Bütün demokrasilerde onun sorumlusu iktidardır ve o işin başındaki adamdır. Ülkeyi yöneten de kimse kusura bakmasın diktatörlüğe soyunan adamdır. Diktatör demişim alınmışlar. ‘Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır’ diyen adama dünyanın her tarafında diktatör denir.”

‘CHP MECLİS’TE OLDUKÇA GEÇMEYECEK’
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi konusunda ise, ”Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) parlamentoda olduğu sürece asla ve asla geçmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.  

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Dün geri çekilmişti!

CHP, “Başkentgaz’ın ihale sürecini onaylayarak, kamunun ve halkın zarar görmesine neden olduğu” iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verip geri çektiği önergeyi yeniledi.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök ve 50 milletvekilinin imzasını taşıyangensoru önergesinin gerekçesinde, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin yüzde 80′inin 2007′de 3 kez ihaleye çıkarıldığı, 3 milyar dolar gelir beklenen ihalelerde verilen en yüksek teklifin 1 milyar 610 milyon dolar olması ve bedellerin ödenmemesi nedeniyle özelleştirmenin gerçekleştirilemediği belirtildi.

Başbakan Erdoğan’ın bir televizyon kanalında “Karlılık olayını milletimizin lehine düşünmek zorundayız. Mesela Başkentgaz’da 1.5 milyar doları yakalamışız. Türkiye bu kadar güçlü olmuşken, enerjide bu kadar güçlü bir yere gelmişken, sen nasıl oluyor da ‘şimdi 1.100 veriliyor’ demez misin?” dediği ifade edildi.

Gerekçede, şöyle denildi:
“Piyasa değeri çok daha yüksek olan Başkentgaz’ın bu kadar düşük bedelle satılmasıyla oluşacak kamu kaybı son derece büyüktür. Başbakan’ın kendi sözlerinin aksine, Türkiye’nin 2. büyük doğalgaz dağıtıcısı olan Başkentgaz ihalesini, hangi gücün etkisiyle ve hangi pazarlıklar sonucunda onayladığını kamuoyuyla paylaşması ve hesap vermesi gerektiği çok açıktır. Ayrıca, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin özelleştirilmesiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin çok önemli bir gelir kaynağından mahrum olması yanında, doğalgaz satış fiyatındaki kamu kontrolü tamamen ortadan kalkacak; tüketiciler, dağıtıcı firmanın tekel gücünden kaynaklanan fiyat politikasıyla mağdur olacak 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yerine Kurtulmuş mu geçecek?

Dün hayatını kaybeden eski OHAL valisi Kozakçıoğlu’nun ardından BDP’li Pervin Buldan çok sert konuştu.

Dün intihar ederek yaşamına son veren eski OHAL valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun ölümü gündeme bomba gibi düştü.

Sosyal medyada oldukça yankı bulan ölüm için milletvekilleri de üzüntülerini dile getirdiler. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ise twitter’da hayatını kaybeden vali için oldukça sert konuştu.

 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bahçeli Erdoğan’ı topa tuttu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu.

Erdoğan ‘alkol yasağı’yla ilgili de açıklamalarda bulundu ve “Çocukların gece gündüz içip kafa kıyak dolaşmasını istemiyoruz” dedi.İşte Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları:

ALKOL DÜZENLEMESİ

Dün gece sabah saat 7’ye kadar süren alkolle tütünle uyuşturucuyla ilgili bir yasal düzenleme yaptık. Ve bu yasal düzenleme ile ilgili MHP’nin desteği CHP’nin ise kösteği vardı.

Neler söylüyorlar neler. ‘Siz Türkiye’de alkolü yasaklıyorsunuz’ diyorlar. Biz Türkiye’de alkolü yasaklamıyoruz. Anayasanın gereğini yapıyoruz. Ve bunu yaparken de camiye, eğitim kurumlarına yüz metre mesafede olması gerekir. Ve reklamını yasaklıyoruz. Neden? Bir devlet insanını kötü alışkanlıklardan koruyacak…

Bu ilk defa Türkiye’de yapılmıyor. ABD’de Avrupa’da da örnekleri var bunun… İçebileceğiniz yerler bunlar da belli. Hele hele bir tanesi çıkmış ‘Bunlar Tekirdağ’ın ismini de unutturmak istiyor’ diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi. Nerden bulmuşlar bunları böyle. Özel sipariş versen bulamazsın. Kimlerle uğraşılıyor görüyorsunuz değil mi?Biz ufacık çocukların gece gündüz içip kafa kıyak dolaşmasını istemiyoruz. Uyanık olacak. Bilgiyle doluş olacak. Malatya vekillerinden biri ayran getirin diyor. Ayrana çok hasretsen özel misafirim ol sana getiririm. Ama unutma anan da, ninen de hep ayranla büyüdüler. Zaten şair de öyle diyor: “Unuttu ayranı matuda döndü kör olası.”

“27 MAYIS ÇOK ACI BİR HADİSE”

27 Mayıs müdahalesi yaşanmış, olmuş bitmiş tarihte kalmış bir hadise değil bugünü de geçmişi de etkileyen çok acı bir hadisedir. Tek parti CHP idaresinde Türkiye çok büyük acılar yaşadı, çok büyük bedeller ödedi. Ben o zaman yoktum ama inceleyince okuyunca neler olduğunu anlamak mümkün oluyor.

İdareciler o zaman milletin iyi ve kötüyü ayırt edemeyeceğine inanıyordu. Millet iradesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktu. 1950 seçimleri milletin bu zulme karşı başkaldırısı şeklinde tezahür etmiştir. O zamanlar CHP il başkanları o illerde valilik yapıyordu. Hangi demokraside bu kabul edilir? 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de ve 28 Şubat’ta milleti ve demokrasiyi hizaya getirmek içim müdahaleler yapılmıştır. 27 Mayıs ruhu Ak Parti’nin 10 yıllık iktidar döneminde defalarca hatırlatılmak istenmiştir.

“ACEMİLİK İÇİNDE”

Muhalefet şu anda çok büyük bir çaresizlik yaşıyor. Hiçbir politika üretmiyorlar. Hiçbir plana sahip değiller. Sandığın dışında yol arayanlar bu ülkede artık başarılı olamazlar. 2010 yılında CHP’de bir kaset skandalı yaşandı. Dönemin genel başkanı gitti. 22 Mayıs 2010’da şu andaki genel başkan o makama geldi. Daha genel başkan olmadan mevcut genel başkanı ziyaret etti ve evinden çıktığı andan itibaren yalan söylemeye çark etmeye başladı.

Sordular “ben aday olmayacağım” dedi. Hemen eresi günü ‘adayım’ dedi. Arka arkada defalarca çark etti. İki seçime girdi birinde oy bile kullanamadı. Her iki seçimden de başarısızlıkla çıktı. Acemi dedik zamanla öğrenir dedik. Aradan üç yıl geçti ama bir arpa boyu dahi yol kat edemedi. 22 Mayıs’ta kürsüye çıktığında nasıl bir acemilik şaşkınlık içindeyse şimdi de öyle.

“TÜRKİYE’YE ZARAR VERİYOR”

Biz böyle bir aceminin CHP’nin başında olmasını büyük bir şans olarak gördük. Bu zat orada olduğu sürece AK parti her seçimden zaferle çıkar. Ama iş öyle bir hale geldi ki bu zat sadece CHP’ye değil Türkiye’ye de zarar vermeye başladı. Avrupa Parlamentosunda ne hallere düştüğünü gördük. CHP’nin genel başkanı da olsa Türkiye’nin bir siyasi partisinin bu hallere düşürülmüş olması üzüntü vericidir.

“CHP’NİN HATIRA FOTOĞRAFLARI VAR”

En son AP’de kendi ülkesinin başbakanını ağza alınmayacak ifadeler kullandı ve gülünç duruma düştü. AP Sosyalist Grup Başkanı dahi buna dayanamadı ve randevu vermedi. Bu zata sadece zavallı gözüyle bakmadılar ve son derece haklı olarak odalarının kapısından geri çevirdiler. Yargıda bu ahlak dışı durumun hesabını da sonuna kadar soracağız. Çıkıp Esed’le Erdoğan arasında ton farkı var diyor. CHP’nin Esed’le hatıra fotoğrafları var.

Size elçilik edenler Reyhanlı olayının planlayıcıları. Şimdi bu genel başkan çıkıp bizi ahlaksızca ve terbiyesizce bizi Esed’le kıyaslıyor. CHP zalim bir diktatörün tarafını tutmuştur. Milletle irtibatı olmayanlar Silivri’yle, DHKP-C’yle yetmedi Esed’le irtibat halinde olmuşlardır.

“REYHANLI’DAKİ SALDIRI ÖNLENEMEMİŞTİR”

Hem kendileri hem yandaşları Reyhanlı hadisesi üzerinden kışkırtma yapmak için canla başla mücadele ediyorlar. Çaresizlik içindeki CHP genel başkanı son dal olarak kışkırtma dalına tutundu. Güvenlik güçlerimiz ve istihbarat birimlerimiz son derece koordineli biçimde görevlerini yürütüyorlar. Reyhanlı’da saldırı maalesef önlenememiştir ancak onlarca eyleme gerçekleştirilmeden engel olunmuştur. Vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. Muhalefetin mezhep temelli kışkırtmalarına asla prim vermeyin. Üç yüz bin ülkemizde mülteci var. Biz muhacir bir neslin torunlarıyız ama aynı zamanda biz Ensar bir neslin torunlarıyız.

Unutmayın şu anda Esed’in zulmünden kaçan muhacirlerle benim Reyhanlı’daki kardeşlerim Ensar görevini yapmalıdır. Onları suçlu olarak görmemeli onlara evlerini açmalıdır. Oradaki Suriyeli kardeşlerimiz evlerinden dışarı çıkamıyorsa başta şahsım olmak üzere Reyhanlılı kardeşlerim kendilerini şöyle bir masaya yatırmalıdır. Reyhanlılı kardeşlerim kucaklarını açmalı bu provokatif eylemlere asla prim vermelidir. Yarın inşallah Reyhanlı’ya gideceğim başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi yüz yüze ileteceğim.

ABD GEZİSİ

Buradan milletime sesleniyorum. CHP Genel Başkanı diyor ki ‘yanında dışişleri müsteşarı yok.’ Ya sen ne kadar zavallısın. Bize orada üçe üç toplantı yapıyoruz. Benim yanımda Dışişleri Bakanım ve MİT Müsteşarım var. Ya sen ne biçim siyaseti yapıyorsun. Ya sen ne cahilsin ya. Neymiş Dışişleri Müsteşarı yokmuş. Ya Dışişleri Bakanı’nın kendisi var. Ne zaman öğreneceksin sen bunu. Genel müdürlükten şu siyasete bir terfi et ya. Ama görünen o ki olamayacak. Olsun olsun. Bu AK Parti’ni iktidar ömrünü 2023 ve ilerisine taşıyacak bir süreçtir.

BAHÇELİ’YE ELEŞTİRİ

MHP Genel Başkanı’nın mahcubiyet içinde susması gerekirken IMF ve dış borçlar konusundaki pişkince konuşmaları dikkatimden kaçmadı. 1998 yılı sonunda Türkiye’nin IMF’ye borcu 400 milyon dolar. 99 yılı sonunda 970, 2000 yılı sonunda 4 milyar 800 milyon dolar. Biz iktidara gelmeden 17 milyar dolara ulaşmış. Biz iktidara geldiğimizde 23,5 milyar dolara çıkmış. Yani Devlet Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu hükümet IMF borcunu 400 milyon dolardan devralıp bize 23,5 milyar dolara olarak devretti. Türkiye’nin IMF’ye borcunu ödemesi karşısında Devlet Bahçeli’nin sevinmesi gerekirken rakam kalabalığıyla, biliyorsunuz onun rakam kalabalıkları vardır, işi geçiştirmeye çalışıyor. 

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın